meryem.tufan.sitemynet.com
TÜRKIYE

ADALET
AKP'ye Bakış
Suç ve ceza
Yönetmenlik
Suçlar
Terör
Aşağılayanlar
Yorumlar
Demokrasi
Avrupa
Kurulu Düzen
Bağlantılar
Yansıtma
Uğrak yeri

ADALET


Hürriyet Gazetesi - Başbakan Tayyip Erdoğan, enerji yatırımlarından sonra Tüpraş ihalesi için verdiği kararlarla da hükümeti sıkıntıya sokan Danıştay'a sert çıktı.

milliyet gazetesi

Başbakan nerede? -  Emin ÇÖLAŞAN

internet haber -  Yargıya müdahale yapmayın

Kör Taklidi - Bekir COŞKUN

° Yavuz DONAT : "Adalet Bakanı nerede?"

° Adaletsiz adalet


ADALET

° Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir.

EMİLE ZOLA

° Adaletli sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesi ve mızrağıdır.

HAZRET-İ MUHAMMED (S.A.)

° Adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin de adaletli olmaları gerekir.

BLAISE PASCAL

ADALET NEREDE?

° Adalet nerede hesap sorarsa, merhamet orada haklarını kaybeder.

REFİK HALİD KARAY

° Hukukun kuvvetinin azaldığı yerde, kuvvetlinin hukuku geçerli olmaya başlar.

MAURICE DUEVERGER

Uluslararası Af Örgütü bugün yaptığı açıklamada Fransa'da bakanların, hakimlerin ve üst düzey polis memurlarının, polis gücünün Arap ve Afrika kökenli zanlılara karşı, getirebileceği sonuçlarından korkmadan aşırı ve bazen ölümcül güç kullanmalarına izin verdikleri söyledi.
....
Uluslararası Af Örgütü - 06.04.2005

Londra'da yargısız infaz

Dün Londra metrosunda bir trene giren sivil polisler, Pakistan asıllı olduğu söylenen bir adamı yere yatırdıktan sonra üzerine beş kurşun boşaltarak öldürdüler.

Evrensel Gazetesi - 23.07.2005

Ciddi kararlar demokratik dayanışma sonucu ortaya çıkar.
Halkın görüşü alınmadan kişisel kanaatlerle ülke yönetilemez.

Hamit ERGÜL

hakimlere at eti yedirdiler

Adliyeye eşek eti yedirmişler!

Ankara Adliye Sarayı'na at ve eşek eti satan firma yetkilileri tutuklandı !

Ankara Adalet Sarayı yemekhanesine et veren firma temsilcisi, "at ve eşek eti" sattığı iddiasıyla tutuklandı.

Alınan bilgiye göre, yemekhane personelinin şüphesi üzerine depoda bulunan etler tahlil yapılması için Refik Saydam Merkez Hıfzısıhha Müdürlüğü'ne gönderildi.

Yapılan laboratuar incelemesinde etlerin sağlığa zararlı, "tek tırnaklı hayvan" eti olduğu tespit edildi. Bunun üzerine yapılan soruşturmada, Ankara Adalet Sarayı Yemekhanesi'ne et satan firmanın yetkilisi Ali Fuat Seçkin gözaltına alındı.

Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Yücel İldeniz, Seçkin'i "halk sağlığını tehlikeye sokacak gıda sağlamak ve satmak" suçundan tutuklanması istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk etti.

Ankara Nöbetçi 2. Sulh Ceza Mahkemesi'ne çıkarılan Seçkin, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

"4 AYDIR AYNI FİRMADAN ET ALINIYOR"

Yemekhaneden sorumlu Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Özten, yemekhane personelinin şüphesi üzerine incelemeye gönderilen etlerin "tek tırnaklı hayvan" olarak bilinen "at ve eşek" eti olduğunun anlaşıldığını söyledi.

Firma yetkililerinin, Refik Saydam Merkez Hıfzısıhha Müdürlüğü'nün yaptığı inceleme sonunda hazırladığı rapora itiraz ettiklerini belirten Özten, bunun üzerine yeni bir tahlil yaptırmak için etlerin Ankara Tarım İl Müdürlüğü Veteriner Şubesi'ne gönderildiğini ve buradan gelecek raporu beklediklerini kaydetti.

Özten, adliye yemekhanesine 4 aydır söz konusu firmanın et verdiğini belirterek, bu firmanın Sincan'da bulunan kombina tesislerinde de incelemenin başlatıldığını bildirdi.

BAZI ADLİYE PERSONELİ YEMEKHANEYE GİRMEDİ

Sağlığa zararlı etlerin adliye yemekhanesine kullanıldığı iddiasının duyulması üzerine bazı adliye personeli yemekhaneye girmedi.

İddialar üzerine Büro Emekçileri Sendikası İşyeri Temsilciliği, yemekhaneyi boykot kararı aldı. Yemekhane önünde toplanan sendika üyeleri, olayın sorumluları hakkında soruşturma açılmasını istedi.

haber 3

kararları sert dille eleştiren Başbakan Tayyip Erdoğan, 'Danıştay'da birçok engellerle karşı karşıyayız' dedi

HABER TÜRK : DANIŞTAY'IN KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE GERİLİM!!! ERDOĞAN SALONU TERKETTİ

Erdoğan, Danıştay'ın programı bitmeden salondan ayrıldı

Danıştay'ın 138. kuruluş yıldönümü töreni sürerken Başbakan Erdoğan salondan ayrıldı.

Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu'nun konuşmasının ardından Başbakan Erdoğan salondan ayrıldı. Erdoğan'ın başka bir programının olmadığı öğrenildi.

Danıştay Başkanı Çörtoğlu'nun konuşmasının büyük bir kısmında hükümetin uygulamalarını eleştirmesi dikkat çekti. Başbakan Erdoğan'ın çıkışından sonra da CHP Genel Başkanı Baykal da programdan ayrıldı. Baykal'ın Ordu'da katılacağı mitinge yetişmek için erken ayrıldığını söyledi.

Haber Aktüel
10.05.2006 - 11:59:28

Danıştay bize sürekli engel

Geçen hafta emekli olan Danıştay Başkanı Ender Çetinkaya'yı ve kurumun aldığı kararları sert dille eleştiren Başbakan Tayyip Erdoğan, "Danıştay'da birçok engellerle karşı karşıyayız" dedi

RADİKAL - ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaş haddinden geçen hafta emekliye ayrılan Danıştay Başkanı Ender Çetinkaya'nın hükümete yönelik sert eleştirilerine, kurumun kararlarına yönelik eleştirilerle karşılık verdi. Yeni başkan seçimi arifesinde olan Danıştay'ı yatırımların önünü tıkamakla suçlayan Başbakan Erdoğan, "Yasamada, yürütmede bazı adımları atıyoruz. Ama Danıştay'da birçok engellerle karşı karşıyayız" diye konuştu.
Türkiye Müteahhitler Birliği 28. Olağan Genel Kurulu'na katılan Başbakan Erdoğan, hükümet olarak inşaat sektörüne özel ilgi gösterdiklerini müteahhitlere, yerli konsorsiyumlar oluşturup hidroelektrik santral işine girmelerini tavsiye edip şunları söyledi:

"Yetkili kim söyleyin"
"Sorunlarınız olduğunu biliyorum. Ama şunu da takdir etmenizi istiyorum. Yasamada bazı adımları atarız, yürütmede bazı adımları atarız ama yargıdaki adımı bizim atmamız mümkün değil. Açık konuşuyorum, Danıştay'da birçok engelle karşı karşıyayız. Bu ülkenin yatırımı var. Bu yatırımın çözülmesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Ben bu noktada sizden bunu bekliyorum. Ama maalesef burada tıkanıp kalıyoruz. Söyleyin, yetkili kimse onu bulalım, bu işi çözelim. Enerji konusunda Enerji Bakanlığı mı yetkili onu söyleyin. EPDK mı ilgili. Çünkü ülke kaybediyor. Bu ülkede fabrikaların bu ülkede barajların sayısını artırmamız lazım. "
"Bir taraftan bürokratik oligarşi ile uğraşıyorsunuz. Ödemesiz yılların bütçede yer alması gibi bir mantığı ben kabul etmiyorum. İşte burada da bakıyorsunuz karşınızda yine Danıştay. Bu konudaki çalışmalarda el ele vereceğiz. Dayanışma halinde olacağız."

Hem övdü, hem yerdi
Galataport projesinde iptal kararı veren Danıştay, son olarak da Bursa Çınarcık-Uluabat Kuvvet Tüneli ve Hidroelektrik Santralı'na verilen üretim lisansının yürütmesini durdurmuştu. Danıştay aynı kararla çok sayıda elektrik lisansına dayanak teşkil eden bir tebliğin yürürlüğünü de durdurmuştu.
Erdoğan, ekonominin büyüdüğünü, özellikle inşaat sektörünün yüzde 19.7 oranıyla, 2005'te en yüksek büyümeyi kaydeden sektör olduğunu söyledi: "Çimentoda ve inşaat demirinde farklı yaklaşımlar var. Ben bunu bir 'fırsat kollama' olarak nitelendirmek istemiyorum ama bunun doğru olmadığını vurgulamak istiyorum. Türkiye'de iki yılda, yüzde 100'ü aşkın zammın olması herhalde pek yenilir yutulur bir şey değil. İnşaat demirinde yüzde 35 gibi. Bunun altından kalkılamaz."

06.04.2006

radikal gazetesi

Danıştay'a yapılan silahlı saldırıda ağır yaralanan 2'inci Daire Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin kurtarılamadı.

Danıştay Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin hayatını kaybetti.

Danıştay'a yapılan silahlı saldırıda ağır yaralanan 2'inci Daire Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin kurtarılamadı.

Danıştay'da bu sabah uğradığı silahlı saldırıda ağır yaralanan Danıştay 2. Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin, tedavi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde vefat etti.

Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Tunçalp Özgen, hastane önünde bekleyen gazetecilere yaptığı açıklamada, Özbilgin'in vefat ettiğini bildirdi. Özgen, "Biraz önce değerli hakim Mustafa Yücel Özbilgin'i kaybettik. Ailesine, Danıştaya, ülkemize başsağlığı diliyorum. Başka söyleyebileceğim maalesef bir şey yok" dedi.

Özbilgin'in ailesine vefat haberini kendisinin vereceğini söyleyen Özgen, bir soru üzerine hastanede tedavi gören diğer hastaların sağlık durumlarının iyiye gittiğini, şu anda bu hastalarda hayati bir tehlikenin söz konusu olmadığını söyledi.

ERDOĞAN DANIŞTAY'I ZİYARET ETTİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Danıştay binasını ziyaret etti. Danıştay üyeleri Başbakan'ı karşılamaya gelmedi. Erdoğan herhangi bir açıklama yapmadı.

SALDIRGAN YAKALANDI

Saldırgan avukat Alparslan Aslan, olay sırasında kullandığı Glock marka tabancasıyla yakalandı. İstanbul Barosu'na kayıtlı olan Alparslan Aslan'ın Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgusu sürüyor.

SOKAKTA TÜRBAN SAKINCALI

Bu arada Danıştay 2'inci Dairesi üyelerinin anaokulu öğretmenin sokakta da türban takamayacağı yönündeki kararı verenler arasında olduğu belirlendi.

Vakit Gazetesi de söz konusu kararı alan Danıştay üyelerini "hedef göstermişti."

"DANIŞTAY'A GİRMEK ÇOK KOLAY"

Danıştay 11. Daire üyesi Yurdagül Dinçsoy, Danıştay 2. Dairesine düzenlenen saldırıyla ilgili olarak, "Geldi vurdu ve gitti. Bunun böyle olacağı belliydi. Danıştay'a girmek çok kolay, ben bir mağazaya gittiğimde baştan aşağıya aranıyorum" dedi.

Dinçsoy, gazetecilere yaptığı açıklamada, "bugünkü saldırının 2. Dairenin verdiği türban kararıyla ilgili olduğunu" savundu.

Danıştay'a girmenin çok kolay olduğunu söyleyen Dinçsoy, "Ben bir mağazaya gittiğimde baştan aşağıya aranıyorum. Avukat kimliğini göstermiş. Türkiye'de avukatlar aranmıyor. Çok üzgünüm diyecek ne var" diye konuştu.

Bu arada, Genelkurmay Başkanlığı Personel Başkanı Korgeneral Servet Yörük ile Genelkurmay Başkanı Adli Müşaviri Hıfzı Çubuklu da Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu'na geçmiş olsun ziyaretinde bulundu.

Yörük ve Çubuklu, Danıştay'a geliş ve gidişlerinde Danıştay yakınındaki parkta bulunan vatandaşlarca alkışlandı.

2. AY ÖNCE KORUMA İSTEMİŞ

Danıştay'a yapılan silahlı saldırıda yaralanan Danıştay 2. Daire Başkanı Mustafa Birden'in 2 ay önce Ankara Emniyet Müdürlüğü'nden koruma istediği öğrenildi. Konuyu doğrulayan emniyet yetkilileri, yapılan başvurunun değerlendirilmesi sonucu 1 ay önce Birsen hakkında, "Çağrı üzerine koruma kararı" verildiğini ifade ettiler.

5 Danıştay üyesinin yaralandığı saldırıdan 2 ay önce verilen karar nedeniyle hayatından endişe eden 2.Daire Başkanı Mustafa Birden, Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bir resmi yazı yazarak, "Bazı basın organlarının kendisini hedef konumuna getirdiğine" dikkat çekerek koruma verilmesini istedi.

Bu talebi değerlendirmek için Ankara Valisi Kemal Önal başkanlığında toplanan İl Koruma Kurulu ise "yeterli personel bulunmaması gerekçesiyle çağrı üzerine koruma kararı" verdi. Saldırının yapıldığı dairenin Aytaç Kılınç adlı öğretmenin başörtüsü takmasıyla ilgili olumsuz karar vermesinin ardından yapılan bu başvuruyla ilgili sonucun 1 ay önce kendisine gönderildiğini ifade eden emniyet yetkilileri, "Kimse böyle bir şeyin olmasını istemez. Ama Danıştay'da 10 binlerce önemli karar veriliyor. Bizler de sayısız koruma talebi alıyoruz.

Kaldı ki sayın Birden'in talebi uygun görülerek, koruma kararı verilmiştir. Ancak kararda belirtildiği gibi herhangi bir tehdit aldığı anda bize haber vermesi istenmiştir. Bu güne kadar bir müracatı da olmamıştır" dediler. Binanın bulunduğu yer itibarıyla güvenlik açısından uygun olmadığının bilindiğini de ifade eden emniyet yetkilileri, "Kaldı ki binanın dışında ve içinde resmi polislerimiz bulunmaktadır.

Olayın ardından saldırganı yakalayanlarda onlardır. Ancak girişte kanun gereği avukatların aranması söz konusu değildir. Yani bu saldırının önlenmesi pekte mümkün gözükmüyor. Biz yakın koruma verseydik bile, bu saldırı anında koruma binanın girişinde olacaktı" diye konuştular.

GÖRGÜ TANIKLARI

Bu arada, saldırganın yakalanmasına da yardımcı olan Danıştay'da görevli bir görgü tanığı, saldırganın saldırıdan sonra Danıştay ek bina 5. kattan inip, tünelden geçtiğini ifade etti. Görgü tanığı, saldırgana, tünelin çıkışında Danıştay'da görevli bir polis ile müdahale ettiklerini, o sırada saldırganın bir el ateş ettiğini belirtti.

Görgü tanığı, daha sonra saldırganı bir polisin yardımıyla yere yatırarak etkisiz hale getirdiklerini anlattı.
Danıştay ek bina 3. katta görevli bir başka Danıştay çalışanı ise saldırganın düzgün giyimli olduğunu söyledi.

Hürriyet - 17 Mayıs 2006

Hürriyet Gazetesi, Danıştay Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin hayatını kaybetti

DANIŞTAY BASIN DUYURUSU

Yüce Türk Ulusuna,
Demokratik ve laik Cumhuriyetimizin temel güvencelerinden olan Danıştay, bugün Anayasadan aldığı yetki ile Türk Milleti adına yargılama görevini yerine getirdiği sırada, kendisini; dolayısıyla hukuku, Anayasayı, Cumhuriyeti, Devleti ve milleti hedef alan menfur bir saldırıya uğramıştır.
Bu saldırı, meslektaşlarımızı kişisel olarak hedef alan bir saldırı değildir. Bu saldırı, mensuplarımızın kamuoyunun bilgisinde olan kimi kararları dolayısıyla, bir kısım sorumsuz basın ve yayın kuruluşları ile yazarlarınca hedef gösterilmeleri, devlet adına yetki kullanan makamlarca da cesaretlendirici, ihtiyatsız beyanlarda bulunulması sonucu gerçekleşmiştir.
Başkanlığımızca önceki tarihlerde yapılan basın açıklamalarında ve 10 Mayıs 2006 tarihinde düzenlenen Danıştay'ın 138'inci Kuruluş Yıldönümü töreninde Danıştay adına yaptığım konuşmada bu hususlar altı çizilmek ve tehlikeye işaret edilmek suretiyle vurgulanmasına karşın, devlet yetkisini kullanan en üst makamların açıklamalarında maalesef bu tehlike hafife alınarak göz ardı edilmiştir.

Yargısına sahip çıkmayan Devlet, bu olayda, büyük yara almıştır. Saldırıya uğrayan meslektaşlarımıza acil şifalar diler; bu menfur olayı şiddetle kınar, olayın nedenleri ile sorumlularının değerlendirilmesini Yüce Türk Milletinin takdirine bırakırız.
Tüm Danıştay mensupları adına Danıştay Başkanlığınca kamuoyuna duyurulur.

DANIŞTAY
17 Mayıs 2006

T.C.
ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
SENATO DUYURUSU

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Senatosu, 17 Mayıs 2006 günü Danıştay 2.Dairesi Başkan ve Üyeleri'ne yöneltilen terörist eylemi şiddetle kınar.

Son yıllarda, ülkemizde hukuk sistemi siyasetin içine çekilerek, bağımsız yargı organları baskı altına alınmaya çalışılmakta ve özellikle yüksek yargı organlarının mensupları hedef gösterilmektedir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde ve benzer olaylarda yaşanan, yargının siyasallaştırılma çabalarına karşı toplumumuzun gösterdiği duyarlılık, gerici teröristleri ve arkalarındaki karanlık güçleri durduramamış ve bugün de Danıştay'a yapılan saldırı ile bu kesimler laik düzeni yıkma yolundaki ısrarlı tutumlarını bir kez daha ortaya koymuşlardır.
Anayasanın laiklik çizgisinden sapmayan kurumlarına, basın organlarına ve bireylere yapılan saldırıların önemsenmemesi, teröristlerin pervasızca davranmasına yol açmaktadır. Son olarak, TBMM'nin çatısı altında sahnelenen türban gösterisi de bir süreden beri sergilenen ve adım adım gelişen olaylar dizisi içinde önemli ve ibret vericidir. Bu bağlamda, türban konusunda kamu görevlilerine yönelik karar veren Danıştay 2.Dairesi Başkan ve Üyeleri'ne karşı silahlı saldırı düzenlenmesi dikkat çekicidir.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Senatosu, çağdaş Cumhuriyetimizin temel taşlarından birisi olan bağımsız yargıya ve tüm anayasal kurumlara yönelik sistemli saldırıları telin eder. Senatomuz, Atatürk ilkelerini, laik ve demokratik Cumhuriyetimizi koruma yolundaki kararlılığını bir kez daha kamuoyuna duyurur.

17 MAYIS 2006
ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
SENATOSU

Danıştay'dan Erdoğan'a protesto :   SEZER KAPIDA KARŞILANIRKEN ERDOĞAN'I KARŞILAYAN OLMADI

ACILARINI PAYLAŞIYOR SALDIRIYI NEFRETLE KINIYORUZ...

HYP Basın Bildirisi: DANIŞTAY'DA KATLİAM

Demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyeti'nin Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan DANIŞTAY 2'nci Dairesi'nin Başkan ve üyelerine vaki saldırıyı, onların şahsında Anayasa ve hukuk devletine saldırı ve katliam olarak görüyor ve nefretle kınıyoruz.

Hukuk devletinde hukukun üstünlüğü ilkesinin uygulanması herkes için bir teminattır. Hukuk devletini eleştirenlere, saymayanlara, Cumhuriyet ve aydınlık düşmanı unsurları Cumhuriyet'in temel kurumlarına karşı kışkırtan kişi ve odaklara da bu hukuk devleti gerekli olacaktır.

Bu menfur olaydan Türkiye'nin geleceği açısından çıkarılması gereken dersler vardır. Bu ibret derslerini çıkarması gereken ilk kişi Sayın Başbakan, ilk kurum Hükûmet'tir. Hükûmet'in ve Sayın Başbakan'ın, geldikleri günden beri, ülkenin ve halkın önüne koydukları tavır ve söylemleri bu vesile ile yeniden değerlendirmelerini ümit ediyor, milletimize, Danıştay'ımıza ve onun fedakâr yargıçlarına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Prof.Dr.Yaşar Nuri ÖZTÜRK
Halkın Yükselişi Partisi
Genel Başkanı
17.05.2006

KİŞİSEL AMAÇ ve HEDEFLERİNİZ İÇİN MECLİS'İ ÂLET ETMEYİN!

Sayın ARINÇ ve Sayın ERDOĞAN!

KİŞİSEL AMAÇ ve HEDEFLERİNİZ İÇİN MECLİS'İ ÂLET ETMEYİN!

AKP Grubunun 16 Mayıs 2006 tarihli toplantısında, tek tip giysili (üniforma benzeri) ve başları türbanlı bayanlara özellikle yer verilerek Sayın Başbakan tarafından belli yerlere mesaj iletilmiştir.

Son zamanlarda Sayın Meclis Başkanı ile Sayın Başbakan arasında gizli bir yarış başladı. Yarışın hedefi ve amacı Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık olarak görülüyor. Ancak bu yarış hizmet yarışından daha çok; AKP teşkilatına ve tabanına yönelik din motifli, dinci siyasetlerle bezenmiş söylem ve gösteriler şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Önce Sayın Meclis Başkanı 23 Nisan'da;

- 21 yaşındaki imam hatip lisesi mezunu bir genci çocuk kabul edip başkanlık makamına oturtmak suretiyle imam hatiplilere sahip çıktığı mesajını verdi.

- Yine aynı gün verdiği beyanatta bugünkü laiklik anlayışı ve uygulamasıyla sosyal hayatın cehenneme döndüğünü ifade ederek türban ve özel giysilere sahip çıkacağının işaretlerini ortaya koydu.

- Yine aynı gün Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin Meclis tarafından hazırlanması gerektiğini ifade ederek; hükûmet tarafından hazırlanan belgede irticanın birinci sırada iç tehdit olarak kabul edildiğini ve mücadele edileceğini Bakanlar Kurulu'nca, dolayısıyla Sayın Başbakan tarafından kararlaştırıldığını bir mesaj olarak iletti.

Bu mesajlar ile Sayın Arınç, AKP teşkilatı ve tabanına Başbakan'ı ve Hükûmet'i şikâyet ediyordu. Sayın Başbakan da kendisini parti teşkilatında ve tabanında savunmak amacı ile dün (16.05.2006) TBMM'ndeki grup toplantısında yukarıda belirttiğimiz mizanseni düzenledi. Bu suretle, dinci siyasetlerden vaz geçmediği mesajını vermek istedi.

Sayın Arınç ve Sayın Erdoğan,

Sizler siyasÎ ve kişisel amaç ve hedefleriniz için her yolu ve çağrıyı mübah görebilirsiniz. Bunun için her türlü söylemde bulunur ve her çeşit eylem sergileyebilirsiniz. Ancak bunları demokratik ve laik bir Cumhuriyetin Meclisinde yapmayınız.Yüklendiğiniz devlet görev ve yetkilerini kişisel amaçlarınız için kullanmayınız. Meclis milletin Meclisidir. Yüklendiğiniz görevler ve taşıdığınız unvanlar demokratik ve laik bir devlete aittir.

Mustafa F.AĞAOĞLU
Halkın Yükselişi Partisi
Genel Sekreter Yardımcısı
17.05.2006

Türkiye

Komplo polemiği - Hürriyet Gazetesi, 19 Mayıs 2006, Cuma 21:46

Dostça bir öğüt...

BİR başbakan için ne hazin şey...

Oktay EKŞİ

Oktay EKŞİ

Kendisine "yönetmesi" için teslim edilmiş bir devletin en önemli kurumlarından biri, o devletin temel ilkelerini koruduğu için silahlı saldırıya uğruyor, değerli bir yüksek yargıç görevi başında öldürülüyor...

Ama o laik devleti ve onun laiklik ilkesini korumaya namusu ve şerefi üzerine söz veren Başbakan, şehit yargıcın cenaze törenine katılamıyor.

Katılamıyor çünkü törene katılanların kızgınlığından, tepkilerinden korkuyor.

Görevini, iktidara geldiği zaman verdiği sözlere uygun şekilde yapsaydı, yani laiklik ilkesini koruma konusunda samimi ve titiz olsaydı, böyle korkmasına elbet sebep olmazdı.

Hazin bir gerçek... Özellikle Büyük Atatürk'ün bağımsız, laik, çağdaş bir ulus yaratmak amacıyla Samsun'a çıkışının 87'nci yıldönümünde çok daha hazin...

Bu, partisi seçimi kazandığı akşam televizyon kameraları önünde "Sadece Adalet ve Kalkınma Partisi'nin değil hangi siyasi eğilimden olursa olsun, tüm insanlarımızın ve tüm ulusumuzun iktidarı olmayı" vaat eden adamın, bir kısım vatandaşlarını aldattığının kanıtı olan bir korkudur.

Önceden yapılmış programını iptal etmeyip Antalya'ya giden Başbakan Tayyip Erdoğan, o sırada Ankara'yı ağlatan törenleri de TV'den anlaşılan izleyemedi. Sık sık kulağına fısıldanan gelişmelerle ilgili bilgi almakla yetindi.

Yeterince izleyemediği inancıyla biz kendisine o törenleri anlatalım:

Mustafa Yücel Özbilgin'in şahadeti nedeniyle Anıtkabir'e giden yargıçları, rektörleri, öğretim üyelerini, avukatları ve üniformalı subayları görmeye değerdi. Orada onbinlerce insan vardı. Bu onbinler Büyük Atatürk'ün huzurunda saygı duruşunda bulunurken ve manevi kabrinin önünden geçerken "laik rejimi yıktırmayacaklarına" yemin ettiler.

Hem de onların yemini, kürsüde dudak ucuyla okunan türden değildi. Onlar altına tüm benliklerinin, tüm onurlarının mührünü bastıkları yemini ettiler.

Danıştay İkinci Daire Üyelerinin şahsında laik Anayasal rejimi hedef alan kurşunlar özellikle kadınlarımızı isyan ettirdi.

Başbakan Tayyip Erdoğan bilmiyoruz bunun ne kadar önemli ve anlamlı olduğunun farkında mı?

Farkında değilse diye söylüyoruz:

Kadınların üstlendiği hiçbir mücadele başarısızlıkla sonuçlanmaz.

Demek istiyoruz ki:

Başbakan Tayyip Erdoğan çok önemli bir yol ayrımındadır:

Ya verdiği sözlere sadık kalacak ve laik Cumhuriyeti koruma görevini samimiyetle yerine getirecek, yahut da Türkiye'yi büyük badirelere sürükleyecektir.

Birinci şık, ona seçmen kaybettirir, hatta iktidarı bile kaybetmesine sebep olabilir ama Türkiye'ye bir devlet adamı kazandırır.

İkinci şık ona ve Türkiye'ye neyi kaybettirir, doğrusu düşünmek bile istemiyoruz.

Tercih kendisinindir.

Hürriyet Gazetesi - 19.05.2005

Hürriyet Gazetesi

Kalaşnikof taşımak serbest

31 suçtan sabıkası olan F.D. çantasında Kalaşnikof tüfekle yakalandı. Zanlının evinde yapılan aramada uyuşturucu ele geçirildi. Savcı "suç unsuru oluşmadığı" gerekçesiyle serbest bıraktı

İZMİR - İzmir'de, yanında taşıdığı çantada Kalaşnikof tüfek, 31 mermi ve evinde yapılan aramada 490 ecstacy uyuşturucu hap ile 3.5 kilogram esrar ele geçirilen 31 suçtan sabıkalı F.D., savcılık tarafından suç unsuru oluşmadığı gerekçesiyle serbest bırakıldı.
Geçtiğimiz pazartesi gecesi saat 23.00 sıralarında Alsancak semtindeki Barlar Sokağı'nda denetimlerde bulunan polis, elinde çanta bulunan F.D.'den şüphelenip arama yapmak istemişti. Polislerin "Dur" ihtarına uymayıp kaçan F.D., kovalamaca sonucu, saklandığı 1467 Sokak 4 numaradaki apartmanın merdiven boşluğunda güvenlik güçlerince yakalandı.

Dört yıl hapiste kalmış

Gözaltına alınan F.D.'nin, "adam öldürme, gasp, yaralama, tecavüz, hırsızlık" gibi 31 ayrı suçtan sabıkası olduğu, bu suçlardan dört yıl cezaevinde kaldığı saptandı.
Polislerin F.D.'nin yanında taşıdığı çantada yaptıkları aramada, bir Kalaşnikof tüfek ve 31 mermi ele geçirildi. F.D.'nin, Gürçeşme semti 2217 Sokak 21 numarada kievinde yapılan aramada ise 490 ecstacy uyuşturucu hap ve bidona konulmuş 3.5 kilogram esrar ele geçirildi. Evde bulunan F.D.'nin beraber yaşadığı 24 yaşındaki M.A. da gözaltına alındı. F.D. tüfeği şehit olan arkadaşından aldığını, bulunan uyuşturucu hap ve esrarı da satmak amacı olmadığını, kendisinin içtiğini söyledi.

İfade verdi

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan alınan bilgiye göre, Emniyet Müdürlüğü'nde işlemleri tamamlandıktan sonra "uyuşturucu madde bulundurmak" ve "uzun namlulu silah taşımak" suçlarından İzmir Adliyesi'ne sevk edilen F.D, savcılıkta ifade verdi.
31 sabıkası bulunan F.D.'nin, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100'üncü maddesine göre, "delil olacak nitelikte suç unsurları oluşmadığı, uyuşturucu imal ve ticareti yaptığının tespit edilememesi, delilleri karartma ihtimalinin bulunmaması" gerekçesiyle serbest bırakıldığı öğrenildi. (dha, aa)

Radikal Gazetesi - 11.11.2005

radikal gazetesi

Hatay Vurgunu

ABD PKK'YI Himaye ediyor!